İnsanın içine işleyen şarkılar vardır. Herkes için bir şarkının ifade ettikleri farklı farklı olabilir. Ben en çok içimden geçen şarkıları severim, sözler benim için müzikten bile önemlidir. Hal böyle olunca da sözlerini anlamadığım şarkılar beni çok da etkilemez, hiç öyle dünya müziği efenim, müzik evrenselcilerden değilim. Evet şimdi tabiki de evrensel ama kimse bana dünyanın herhangi bir yerinde senin şu anda dinlediğin şeyi dinleyip de seninle aynı duyguları paylaşan başka bir insan daha olabileceği zırvalığını anlatmasın. Yani bu sadece müzikle mümkün olamaz gibi geliyor bana. Sakın atalarımız da o nedenle müzikte söz kullanmaya başlamış olmasınlar? Atıyorum şu anda tamamen, internette okuduğunuz herşey doğru değildir, ''kutsal bilgi kaynağı''nız da buna dahil!!!
Aslında öyle şarkılar ki bahsettiğim, hani böyle dinlediğinde işte duygularıma tercüman olmuş dersin, hay azını öpem ne güzel söylemiş dersin, hayatına işler, çıkmaz aklından. Dostlarınla içki masasında söylersin, evde yanlızken mırıldanıverirsin, şarkıyı özlersin, dinlemek istersin. O artık senin içine işlemiştir işte, hayatının bir parçası olmuştur, sen olmuştur. Bildin mi o şarkıları? Hah iyi işte bu onların listesi ama öyle 5 şarkıyla özetleyebileceğim bir liste değil dolayısıyla birkaç bölümde toparlarım diye umuyorum ve dünyanın en objektif listesini gururla sunuyorum...
1- The Doors - People are Strange
The Doors hayatımda özel yeri olan gruplardan biridir. En sevdiğim şarkılarıysa People are Strange, Robby Krieger ve Jim Morrison tarafından yazılan şarkının beste ve söz yazarı The Doors olarak görülür, diğer tüm şarkılarında olduğu gibi. Grup ruhu böyle birşey olsa gerek.
Şarkı genel olarak yabancı olmakla, ait olmamakla ilgili. Ne zaman kendimi bir yere ait hissetmez isem içimde bi yerlerden böyle deep down inside taraflarımdan o melodi yükselerek boğazıma tırmanır, dudaklarım o sözleri mırıldanmaya başlar...
People are strange when you're a stranger
Faces look ugly when you're alone...
Sonra işte kendimi daha az yanlız hissederim.
Çok uzun bir süre Duman'dan habersiz yaşadım, bildiğim tek şarkıları Köprüaltı'ydı. Saçma bir önyargıyla albümlerini dinlemedim ama işte sonra ne oldu nasıl oldu ise bir şarkılarını duydum biryerlerde ve diğer şarkılarını da dinledim. Bugün, Duman olmasaydı hayatımda çok büyük bir eksik olurmuş, diye düşünüyorum.
Tamam, adamlar her gittiğim konserlerinde sızdılar, Kaan Tangöze hep şarkı sözlerini unuttu vıııı vııı sesler çıkardı filan ama yine de onları böyle oldukları için sevenlerdenim ben zaten. Kaybeden ruhu bir bu grupta var sanki ülkemde... Bu listede başka Duman şarkıları da bulacaksınız mutlaka ama en içime işleyen şarkıları, bu ilk beşte yer alıyor, özellikle de 4 Ekim 2003'de kaydedilmiş olan İstanbul Bostancı Gösteri Merkezi'ndeki süper performanslarıyla...
Ah eğleniyor kendi başına
Ah neşesi yeter
Ah umurunda mı sandın bu dünya?
Ah neşesi yeter
3 - Bon Jovi - These Days
Bu listede bir Bon Jovi şarkısı olmaması mümkün değil, keza bu grup benim yeni yetmeliğime damgasını vurmuştu. Üzerinde Jon Bon Jovi fotoğrafı olan Rock T-shirt'üm bile vardı, Karanfil Çarşısı'nda Hayri Müzik'ten almıştım. Uzun süre de gururla giydim valla, e sikko kafalı oluyo insan o yaşlarında...
Bon Jovi'nin neredeyse tüm best of şarkılarını ezbere bilirim, İngizceme olan katkısı da çok büyüktür bu adamların. O zamanlar internetten lyric bakamazsın, kaset almışsın iğrenç bi baskıyla küççük minnik yazmışlar okunmaz. Ulan şarkının orasında ne diyor bu adam diye delirirsin. Defalarca dinlersin, arkadaşlarınla istişare edersin. Ama o anladığın an yaşadığın aydınlanma var ya, işte asıl o priceless şekerim.
O yaşlarda tabi en çok istediğim şeylerden biri Bon Jovi'yi canlı izlemek!! Ama işte o zamanlar da İstanbul'da var bir İnönü Stadı konser verilen oraya da 40 yılın başı biri lütfeder de gelirse. Ahmet San vardı o zamanlar o hep getirirdi birilerini ama o da popçuları getiriyordu hep işte... Zaten biz de o zamanlar Ankara bozkırından İstanbul'lara konsere gidebilecek durumlarda değildik.
Sonra işte biz büyüdük ve kirlendi dünya. Daha derin gruplar dinlemeye başladık, daha önemli dertlerimiz vardı, keşfedilecek ne çok şey için ne kadar da geç kalmıştık. Dip not: The Doors'la tanışmam da aynı döneme denk düşer, anladınız siz ne demek istediğimi...
Kader yüzüme güldü bu konuda ve bir ders de vermiş oldu bana sağolsun: Hayatta birşeyi çok istersen olabiliyormuş :) Boston'da yaşadığım dönemde Bon Jovi'yi canlı izleme fırsatı buldum hem de şansıma iki kere. Ben oradayken arka arkaya albüm yaptılardı galiba. Her iki konserde de ben yine o yeni yetme oldum çıktım. Kendimi kaybettim, bağıra çağıra söyledim çocukluğumun şarkılarını Bon Jovi'yle birlikte. Hayatın en çok bu anlarından keyif alırım, yaşadığını hissettirir insana bu anlar. Hep birlik olmak, hep birlikte şarkılar söylemek, ortak bir duyguyu tam da o anda, binlerle birlikte, yaşamak.
Pek çok diğer şarkılarını severim ama hepsinin yanında These Days beni en çok etkileyen Bon Jovi şarkısıdır. Sırf da şu satırlarla içime içime işler, ağzını öpem Jon, ne güzel söylemişsin...
Jimmy shoes busted both his legs, trying to learn to fly
From a second story window, he just jumped and closed his eyes
His momma said he was crazy - he said, "Momma, I've got to try.
Don't you know that all my heroes died?
And I guess I'd rather die than fade away."
From a second story window, he just jumped and closed his eyes
His momma said he was crazy - he said, "Momma, I've got to try.
Don't you know that all my heroes died?
And I guess I'd rather die than fade away."
4- Muse - Unintended
Muse da yine hayatımda önemli yere sahip gruplardan birisidir. Adamların kendilerine has müziği, hayat görüşleri, grup üyelerinin birbirinden mütevazi tavırları ve en önemlisi Matthew Bellamy'nin mühteşem vokali, kelime oyunlarıyla örülmüş şairane şarkı sözleri beni bir Muse hayranı yapmak için yeterli.
Şarkıcı söylediği şarkıyı hissederek, kendi duygularını sesine yansıtarak söylediğinde sanatçı olur bence. Yoksa ben de şarkı söylerim, sen de söylersin hele günümüz teknolojisinde Asena, Banu Alkan ve Ömür Gedik bile şarkıcı olabiliyorsa herkes olabilir bence. Ama işte oynarmış gibi söylemek, şarkıdaki adam olmak, onun yaşadığı acıyı veya sevinci içinde taaa içinde hissederek söylemek, işte o sanat icra etmek. Bir Edith Piaf, sokakta şarkı söylerken keşfediliyorsa bu sadece güzel sesi için olmamalı. Bu noktada takdir ettiğim vokalistler arasında şimdi hemen aklıma gelenler Bono-U2, Tom Waits, Curt Kobain-Nirvana, Thom Yorke-Radiohead, Amy Winehouse, Freddie Mercury (şimdi kimbilir kaç kez Show Must Go On, Bohemian Rapsodi coverı dinlediniz, bir sorun kendinize. Peki kaçı size Freddie Mercury'nin sesindeki duyguyu hissettirdi?), Eddie Vedder, Teoman (evet şaşırmayın, Teoman'ı severim!! Sevmeyen adamda da genellikle ön yargı ararım), Birol Namoğlu-Gripin, Cemil Demirbakan-Yüksek Sadakat (eski vokalistleri, bence ilk albümün başarısı da tamamen bu vokalin başarısına bağlıdır. Pek çok röportajlarında grup üyelerinin " Bazıları vokalist değiştirdiğimizi anlamadı bile!!! " dediğine şahit oldum ve inanamadım, bu kadar da salak değiliz arkadaşım, sırf kel, eskisine benzeyen bi tipi oraya koydun diye değişikliği anlamıyacak mıyız? Yemezler şeker, Cemil Demirbakan gibi bir vokali kaybetmeseydiniz iyiydi, keza ben artık o yeni vokal eski şarkılarınızı söylediğinde sinirden deliriyorum, o derece yani.)... Bu listeyi daha çook uzatabilirim aslında ve bu konuda daha çok kelam da edebilirim ama konudan kayıyorum gene, bu başka bir postun konusu olsun da sonra değinelim.
Matthew Bellamy de bu şanatçılardan biri işte, öyle bir ses, öyle bir duygu yoğunluğu. Pek çoğumuz gibi ben de Muse'u Muscle Museum ile keşfedenlerdenim, ama ne şarkıdır o da yaw. Dinlediğim ilk anda beni benden aldı, tokat gibi geldi, kendime getirdi. En sevdiğim, hayatıma en çok işleyen Muse şarkısı ise Unintended. Aşkı daha güzel anlatmak mümkün müdür? Evet, mutlaka, hatta binlercesi vardır ama işte bu Unintended yani niyet edilmemiş, bir anda karşına çıkan, olsaydı ne güzel olucak olanı anlatan bir bu var sanki, ya da benim için bir bu var.
You could be my unintended
Choice to live my life extended
You should be the one I'll always love
I'll be there as soon as I can
But I'm busy mending broken pieces of the life I had before
5 - Barış Manço - Anlıyorsun Değil Mi?
Benim kuşaktan olanlar için Barış Manço'nun hayatlarındaki rolü büyüktür. Bahsettiğim kuşak işte 80'lerde çocuk olanlar, ihtilale doğanlar, hala tek kanallı televizyonda her pazar sabahı merakla 7'den 77'ye izleyip, dünyayı dolaşma hayalleri kuranlar, Adam Olacak Çocuk'ta akranlarını seyredip, Barış Manço'yu Barış Abi olarak bilenler.
Barış Manço benim çocukluk kahramanım. Kahramanımdı demiyorum, hala öyle çünkü. Sonradan öğrendiğim şarkılarıyla tekrar tekrar hayran oldum ona, Barış Abi değilken ve Türkiye'nin 70'lerinde yaptığı birbirinden güzel şarkıları dinledikçe arttı hayranlığım. Moda'yı bile sevmemin nedeni Barış Abi'dir.
Onu kaybettiğimizde nasıl ağladığımı ailemden dinleyebilirsiniz. İnanamadılar bana!! Zavallılar nasıl teselli edebileceklerini de bilemediler, anlayamadılar da ne olduğunu. Ama ne olduğu çok basitti aslında, Barış Abi'yle birlikte benim çocukluğum da öldü. Çok mu dramatik geldi? Öyle ama işte, anlıyorsun değil mi?
Zaman akmıyor sanki saatler durmuş bugün
Sonsuz yalnızlığımda birtek sen varsın bugün
Ya dön bana artık duyuyor musun beni?
Ya çık git dünyamdan anlıyorsun değil mi?
Sonsuz yalnızlığımda birtek sen varsın bugün
Ya dön bana artık duyuyor musun beni?
Ya çık git dünyamdan anlıyorsun değil mi?
No comments:
Post a Comment