Thursday, January 19, 2012

Çoğunluk

Seren Yüce'nin yazıp yönettiği Çoğunluk'ta başrolleri Bartu Küçükçağlayan ve Settar Tanrıöğen paylaşıyor.



Film Mertkan'ın ekseninde dönüyor. Mertkan hepimizin tanıdığı, bildiği, hayatının bir döneminde belki okulda, belki arkadaş çevresinde birşekilde karşılaşmış olabileceğimiz, sıradan bir genç. Çoğunluktan biri yani. Babasının ve annesinin biricik oğlu. Babası Mertkan'ı kendi gibi olması için daha küçücük yaşlarından beri yanında gezdiriyor, işini birgün ona devredecek ama asla emekli olmayacak. Kendisi gibi olmazsa, standardın dışına çıkarsa diye onu hep kollayacak, gerekirse parayla, rüşvetle işleri yoluna koyacak. Biliyoruz değil mi hepimiz bu babaları?


Mahalleden arkadaşlarıyla takılıyor, arada babanın arabasını alıp akşam gezmelerine çıkıyor. Baba kızar gibi yapsa da bıyık altından oğlum büyüdü de karı kız götürüyor diye gururlanıyor. Anne hep evde, hiç birşey paylaşamadığı ailesiyle ömrünü geçiriyor. Mutsuz ev hanımları çoğunluğudan, hali vakti yerinde bir ev, iki erkek evlat ve bir eş, insan daha ne ister ki hayattan? Bundan sonrası çarka uyup ölümü beklemek.



Mertkan mahallede hep gittikleri bir hamburgercide çalışan, etnik kökeni tam olarak filimde söylenmeyen, izleyicinin yorumuna açık bırakılan, Gül ile takılmaya başlıyor, tamamen sıkıntıdan. Anlayamıyoruz başlarda, aslında kızın ilgisi çok açık ama Mertkan renk vermiyor. Çünkü arkadaşlarının yanında, çünkü o kız onun için uygun değil, çünkü böyle hisler kendi dengi kızlara karşı beslenmeli, öylesine değil. Çoğunluk ağır basıyor yine ve Mertkan düzene uyuyor, kızı yarı yolda bırakıyor arkasından çocuklar gibi ağlasa da yapabileceği birşey yok. Herşey için çok geç olduğundaysa düzene uymaya devam etmek en kolayı onun için.

Genellikle azınlık öyküleri izliyoruz ama çoğunlukla birlikte yaşıyoruz. Azınlıklara bakışımız nasıl olursa olsun çoğunluktan besleniyoruz, ailemizin bizi yönlendirdiği şekilde biçimlendiriyoruz hayatımızı ve standartlarımız bir şekilde çevremiz tarafından belirleniyor. Ben onlardan değilim deme şansımız yok, çünkü biz de onlardanız. Azınlıklar kimler? Bunun bi önemi yok bu filmde. Çünkü film azınlıkların çektiği sıkıntıları vurgulamak niyetinde değil tam tersi, kabuğundan çıkmak isteyip de başaramayan veya cesaret edemeyen çoğunluğun sıkıntısını anlatıyor bize.


Mertkan o kadar tanıdığımız, bildiğimiz bir karakter ki izlerken empati kurmamak mümkün değil. Onun sıkıntısını kavrayacaksınız, zaman zaman ondan tiksinip, zaman zaman acıyacaksınız ama zavallılığı karşısında çaresiz kalışınız, işte sizi en çok o rahatsız edecek. Çünkü, Mertkan hemen yanıbaşınızda, komşunuzun oğlu, belki kuzeniniz, lise arkadaşınız, mahallede gördüğünüz delikanlı, herneyse işte birşekilde çevrenizde ve siz çaresizsiniz.


Sizi rahatsız edecek bir film bu, pembe balonunuzda mutlu kalmak istiyorsanız bulaşmayın derim çünkü, film bittiğinde hissedecekleriniz peşinizi bırakmayacak. Sinema keyif işidir arkadaş, ben düşünemem diyenler uzak dursun, sinema bana hayatı öğretir diyenler siz bi bakın bakalım bu filme, ne öğreneceksiniz?

No comments:

Post a Comment